YAZININ BİRİNCİ BÖLÜMÜ: http://kokpit.aero/irfan-ozan-ongun-elmas-c-1
– 500 km mesafe uçuşu kaç saat sürdü? Ne gibi zorluklarla karşılaştın?
Uçuş günü hava raporları çok iyi değildi. Değişik kaynaklardan çelişkili raporlar aldık. Ancak ne olduysa oldu eski öğretmenlerimden birininde desteğiyle uçuş öncesinde koordinatları belirlenmiş 3 nokta kullanarak 500 km. lik bir uçuş planı formu doldurup imzaladık ve saat 11 gibi günün ilk zayıf termikleriyle uçuşa başladım.
Uçuş 7 saat sürdü. Termik yükseklikleri başta 3500 feet (1000 metre) daha sonra 4000 feet (1300 metre) ve bir ara 1-2 saat kadar bir süreyle yerden 5000 feete (1500 metre) kadar çıktı. Ortalama varyo değerleri 3 knot (1.5 m/s) civarındaydı. İngiltere için gayet iyi rakamlar bunlar. Bütün günü gökyüzünde geçirip daha önce bildirdiğim plandaki rotayı uçup indiğimde kayıt cihazini hemen gelip aldilar ve kayıtta bir hata çıkmayınca FAI gözlemcisi olan öğretmen arkadaşımız formu tamamladı. Evrakları gönderdik. I
İskoçya’da yükseklik uçuşunuda yapınca zaten FAI kayıtlarında yayınlandı derecem http://www.fai.org/igc-our-sport/badges-and-diplomasadresine bakarsanız “Gold Badge with 3 diamonds” kısmında görebilirsiniz. FAI İsviçre genel merkezindeki yetkililer bu listeye ülkemin ismini yazmadılar Türk Lisansım olmayınca. Ben sadece TC vatandaşıyım başka bir hüviyetim yok desem de kabul görmedi.

Ülkemizde FAI temsilcisi Türk Hava Kurumu’ndan Sportif Planör Lisansı (bu bir sivil havacılık uçuş lisansı değildir sadece o ülkenin sahip çıktığını gösterir) zaten alamıyor kimse o da ayrı bir röportaj konusu olur.
Uçuş anında yaşanabilecek acil durumlar için nasıl hazırlık yaptın? Böyle bir durum olursa diye yedek planların varmıydı?
Her uçuş risk içerir. Bizler, pilottan çok risk analisti olarak tanımlarız kendimizi. Bu sebeple planörle uçarken her zaman bir ya da birden fazla yedek planımız vardır. En basit uçuşta da en zor uçuşta da bu plan olmalıdır. Eğer bu yedek plan yoksa yaptığın şey uçuş değil kumardır. Kumarda her zaman kazanılmaz. Dolayısıyla bu tip performans uçuşlarında diğerlerine göre farklı bir mental hazırlık yada acil durum planlaması mevcut değildir.
Ülkemizde pek bilinmese de son Londra olimpiyatları sırasında özel bir yarışmada ülkemizi antika bir planör ile temsil ettin. Bu olayı biraz anlatır mısın?
Londra Olimpiyatları sırasında çok ilginç bir yarışma düzenlendi. Düşük performansli planörlerle uluslararası katılımcılara açık davetle yapılan bir yarışma oldu. Uçacağım planörü ödünç aldım. Bu planör, 1960’lardan kalma bir antikaydı. Sağolsun bir İngiliz arkadaşım Turkiye’yi temsilen planörüyle yarışmama olumlu baktı ve katılabıldım. Emanet planörle uçmak biraz stresli bir durum üstüne birde antika olunca sen düşün hissettiğim baskıyı…
Türk Hava Kurumu’na konu ile ilgili olarak yazdım en azından yanıma bir yardımcı ekip arkadaşı gönderirler, belki ya da kendileri de isimlerinin geçmesinden memnun olurlar diye düşündüm. Bu işler zaten ekipsiz olmaz. Ancak nezaketen bile olsa bir cevap dahi gelmedi.
İnönü’de ki pilot arkadaşım aracılığıyla haberde göndermeye çalıstım. Planör Okulu yöneticileri “Bizim için uygundur ancak biz de emir kuluyuz, Genel Merkez’le yazışın” demişler.
Sonuç bir memleket klasiğidir. Her zaman ki gibi kimse ilgi göstermedi. Başarı bile dileyen olmadı. Yardımcı ekip işini de Türkiye’de emekli yarbay bir arkadaşımla temasa geçerek çözdüm. Gerçek bir Anadolu çocuğu olan bu arkadaşımın hayatı yaylarda geçmiş, doğaya ve spora meraklı bir insane. Buraya oğlunu gönderdi. Sağolsun onun desteğiyle büyük ölçüde rahatladım. Çocuk havacılıktan anlamasada planörü kurmayı kaldırmayı hemen kavradı. Planörü taşımamda falan çok faydası oldu.
Bu yarışmada dördüncü oldum. Gliding International Dergisi’nde yarışma yazısı yayınlandı. O sayfayı hala saklıyorum. Yarışmadan güzel anılarım var. Örneğin ikinci günde yarışma birincisi oldum. Organizasyon boyunca İngitere’de ki o küçük meydanda bir hafta boyunca bayrağımız diğer milletlerin bayraklarıyla beraber dalgalandı. Hiç bir şekilde ezilmedim. Kırımsız ve tertemiz yarıştım. Meydandaki Türk Bayrağı pek çok pilot ekibi ve ziyaretçiyi şaşırttı tabii…

Sence ülkemizden bu zamana kadar Elmas bröve çıkmamasının sebebi nedir?
Bu derecenin bugüne kadar alınabileceği tek uçuş merkezi var. Orası da bizim 80 yıllık THK İnönü Planör Uçuş Okulu. Başka bir yer olamaz. Çünkü bu bröve dediğimiz performans değerlendirmelerinde FAI’ye bağlı çalışmak için yine THK üzerinden irtibat gerekir. Sen vatandaş olarak planör alıp uçsan da bu performanslar için FAI ile direk irtibata geçemezsin çünkü ülke temsilcin var.
Sence THK planör okuluna hiç mi istekli ya da iyi bir pilot gelmedi?
70 milyonluk ülkeden 80 yılda ne cevherler çıkmış olması gerekir. Ki çıkmış… Ancak neden bu performansları gösteremediler? Bunu yeni ve eski pilotlarla konuştuğumuzda aldığımız en basit cevap seyrü sefer uçuşlara THK Genel Merkezi’nden izin alınamaması oluyor. Bundan yola çıkarak, baştakilerin bu gelişim süreciyle hiç bir ilgi ve alakasının olmadığını kestirmek hiç de zor değil.

YÖNETİCİLER SPORTİF HAVACILIKTAN GELMİYOR
İşi yöneten kişiler sportif havacılıktan, yani bu performansları anlayabilecek bir disiplinden gelmiyorlar. Oysa ki cumhuriyet tarihi boyunca hem dışarıdan hem de THK içinden yetişmiş ve sonrasında sektörde kendini geliştirmiş ne kadar çok pilotumuz var değil mi? Yarım asırlık öğretmen pilotlarımız, gösteri pilotlarımız, paraşütçülerimiz, küçük uçaklar ile dünya turu atan, kutup bölgelerinde uçan pilotlarımız var… Neden THK yönetimi bu pilotlarımızdan, teknisyenlerimizden, paraşütçülerimizden oluşmuyor? Genel merkez yönetimi yıllarını planör, yamaç paraşütü, paraşüt, yelkenkanat gibi disiplinlerde değerlendirmiş insanlardan oluşmalı ki kurumun vizyonu sportif hale gelsin.
Daha da açık konuşalım, Hava Kuvvetleri’nden hazır 100 adet oyla birlikte gelmiş emekli emir-i vaki yöneticilerle bu işlerin olmayacağına inanıyorum. Olamadığı da zaten ispatlamış durumda. 80 yıldır bu performansların halkımız tarafından ulaşılamaz olması halkın değil tamamen yönetimin acizliğidir. Acaba hangi ileri ülkede böyle tuhaf bir yönetim şekli vardır? Sportif havacılığın başında sportif havacılıktan yetişmemiş emekli askerler?.. İşin kompetanı olmayan adamlar planörün, yelken kanadın,yamaç paraşütünün, balonun nasıl işletileceğine karar veriyor.
TÜRKİYE’DE SPORTİF HAVACILIK NEDEN GELİŞMİYOR?
Keyfi olarak sadece kendi çevresini lisansladırıyor ve yetkilendiriyor. FAI’de ülke başkan yardımcısı olarak bizi temsil eden bu kişileri hangi sportif pilotlar, hangi adaylar arasından seçmiş? Uçuşlar neden Genel Merkez’ den izinle, emirle yapılıyor? Bunlara cevap yok! Ortada tamamen çağ dışı bir zihniyet var. Ek olarak, motorsuz uçan bir araç için yağışsız bir hava ve görüşün olması dışında termik, rüzgar, dağ dalgası gibi başka meteorolojik koşulların da olması gerekiyor. Kimse bu tabiat olaylarını 3 gün önceden tam kestiremez. Bir pilotun performans uçuşu bir gece evvel hava raporlarını incelemesiyle başlar ve uçuş günü sabahı uçup uçmama kararını verir. Hazırlıklarını yapar. Öğleye kalmadan gökyüzüne çıkar. 29 Ekim gösterisi değil ki bu yazıp da izin bekleyesin ve zamanı gelince uçasın. Sadece özgür insan üretebilir ve gelişebilir. Sürekli olarak birileri senin adına karar veriyorsa gelişmen kararı veren kişinin o konudaki bilgi ve tecrübesiyle sınırlıdır.
Sportif havacılık ve planörden uzak okuyucular için daha açıklayıcı olması için şöyle sorayım; bu iş sörf yapmaya benzer diyorsun değil mi? Uygun dalga geldiğinde çıkıp uçarsın. Ankara’ ya yazı gönder, onay bekle gibi bürokrasi ile bu iş olmaz mı diyorsun?
Evet. Şartlar oluşmuş ise izinle falan vakit kaybedilerek uçuş yapılması neredeyse olanaksızdır. Pilotun özgür olması gerek, uzaktan kumandayla pilot uçurulmaz bu işte.
Soru, görüş ve önerileriniz için, Twitter ve İnstagram‘dan bana ulaşabilirsiniz.
E:posta: info@irfanozanongun.com
Kaynak: http://www.kokpit.aero/irfan-ozan-ongun-motorsuz-500-km-ucmak?writer=18

