Eskişehir’ in İnönü ilçesinde bulunan, o zamanki adı ile Türk Hava Kurumu Uçuş Eğitim Kampı, 2003 yılı eğitim sezonunda tam bir havacılık cennetiydi. Gidenler bileceklerdir; kampın güneyinde bulunan A,B,C tepeleri diye adlandırılan tepelerde aynı anda beş altı planör, yedi sekiz tane yamaç paraşütü, üç dört tane yelken kanat birbirlerine tehlike arz etmeden serbestçe uçuyordu. Uçabiliyordu…
Bu sırada üstümüzden pasaja giren emektar An-2 Antonov uçakları paraşütçü arkadaşlarımızı gökyüzüne birer demet çiçek bırakır gibi bırakıyordu. Manzara muhteşemdi. O yıl orada yetişen sportif havacılardan şu an havayollarında kaptan olan, ikinci pilot olan birçok arkadaşımız var. Diğerlerimiz de sportif havacılığa devam ediyoruz. Amatör ruhumuzu kaybetmeden havacılığın bir dalından tutunmaya çalışıyoruz.
O yıl 30 Ağustos’ da Türk Yıldızları ekibini misafir etmiştik. Onları izlemeye gelen binlerce vatandaşımıza kullandığımız hava araçlarını ve kurumu tanıtmıştık. Hatta gelenler arasında görme engelli vatandaşlarımız bile vardı ki onları da planörlerimizin kokpitine oturtmuş, ellerinden tutarak teker teker tüm kokpite dokunmalarını sağlayarak tek tek neyin ne olduğunu, neye benzediğini hem hissetmelerini sağlamıştık. Hem de dilimiz döndükçe anlatmaya çalışmıştık. Engelsizinden engellisine, yedisinden yetmişine halk havacılıkla iç içeydi. İstikbal göklerdeydi!.. Peki nasıl bu kadar rahattık? İşte bu hafta bunları konuşacağız.
NOTAM DERDİ
NOTAM (Notice to Airman) dilimize meali Havacıya Not olan bu kavram; uçucu ekiplere, uçacakları yol üzerindeki özel durumlar ile ilgili bilgiler verir. Mesela gideceğiniz rota üzerinde belli tarih ve saatler arasında uçuşa yasaklı ya da kısıtlı bir bölge olabilir.
Başka bir örnek vermek gerekirse gitmeyi planladığınız hava alanının belli yardımcı seyir-ü sefer sistemleri çalışmıyor ya da belli saatler arasında bakıma alındığı için çalışmayacak olabilir. İşte bu gibi durumlarda NOTAM yayınlanır. Havacılar da uçuşlardan önce, gidecekleri rota ve havaalanlarının NOTAM durumlarına bakarak planlama yaparlar. İnönü Uçuş Eğitim merkezi de NOTAM’lı sahadır. O bölgeden gidecek herkes bilir ki belli bir bölgede sportif havacılık faaliyetleri yapılmaktadır. O bölgeye girileceği zaman İnönü’de bulunan hava trafik kontrolöründen uçuş sahasına giriş izni istenir. Bizler de bu şekilde ayrılmış hava sahamızda gönül rahatlığıyla uçuşlarımızı, atlayışlarımızı yapabiliyorduk.

Böyle bir hava parkının hayalini daha ne kadar kuracağız?
NEDEN İSTANBUL’ DA YOK?
İstanbul bölgesinde iki uluslararası havalimanı, bir askeri meydan ve bir de özel meydan bulunmaktadır. Şehrin bu durumuna ek olarak jeopolitik ve tarihi geçmişinden dolayı çok fazla uluslararası uçuşa ev sahipliği yapıyor. Ticari havacılık uçakları çok yüksek tonajlı ve yüksek hızlı olduklarından, onlara nazaran daha düşük tonajlı ve düşük hızlı olan, gerek genel havacılık uçaklarını, gerekse sportif havacılık araçlarını, bölge trafiğini kontrol eden hava trafik kontrolörleri bölgede istememektedirler. Bunu daha önce Sabiha Gökçen’ de yapılan bir toplantıda dile getirmişlerdi. Hava sahasının darlığı ve küçüklüğü bu isteklerine en büyük sebebi teşkil ediyor.
ESKİŞEHİR’ DEN BAŞKA YERLERDE YOK MU?
Ülkemizin çeşitli bölgelerinde zamanında Türk Hava Kurumu’nun, Orman Bakanlığı’nın açtığı çeşitli pistler ve meydanlar bulunuyor. Buraların bir kısmında hala havacılık faaliyetleri devam etmektedir. Fakat İnönü’deki gibi bir çapta ne yazık ki faaliyet sürdürülemiyor.
Şimdilerde Antalya Karain’de bulunan THK meydanında ufak ufak İnönü’ye eş değerde faaliyetler yapılmaya başlandı. Çeşme Alaçatı’da ve Edremit’de gyrocopter ile uçan, çevresel faktörlerin imkân verdiği ölçüde uçmaya çalışan havacı dostlarımız, ağabeylerimiz var.
İstanbul’da bulunan, İstanbul Havacılık Kulübü, Sabiha Gökçen Havaalanında hayatta kalmaya çalışıyor. Hezarfen Havaalanı’nda özel uçakları, ultralightları bulunan havacılar, belli irtifalara kat etmeden İstanbul’ un dışına çıkarak uçabiliyor. Ülkemiz sahil şeritlerinde microlightlar inip-kalkıyor.
Tabii tüm bunlar olurken ufak tefek haberler ile geçiştirilen fakat ciddi kazalara sebep de olabilecek olaylar meydana gelmiyor diyemeyiz. En büyük örnek, Ankara’ya yaklaşmakta olan yolcu uçağının karşısına çıkan yamaç paraşütü pilotları… Hangi taraf haklı hangi taraf haksız konuşması yapmak için bu örneği vermedim. Bu yazıyı yazmamdaki asıl sebep, acil şekilde ülkemizde ayrılmış hava sahalarına ihtiyaç olmasıdır. Kendimin deneyimlediği bir örnek ile neden bu ihtiyaca gerek olduğunu anlatmaya çalışacağım.
İSVEÇ’ DE AĞZI AÇIK BİR TÜRK!..
2004 senesinde o zaman çalıştığım şirketten izin alarak çok sevdiğim bir havacı ağabeyimin davetiyle İsveç’in başkenti Stockholm’ün sayfiye yerlerinden birisi olarak tabir edebileceğimiz Barkhaby’e gittim. Gidiş amacımız her yıl Haziran ayının ilk hafta sonu düzenlenen deneysel hava araçları festivaliydi.
İlk defa böyle bir kavram ile karşılaşıyordum. Deneysel Hava Aracı da nedir? İnsanlar garajlarında, kiraladıkları hangarlarda kendi tasarımları ya da başkasının tasarımı olan hava aracı tasarımlarını imal ediyorlardı. Malzeme teminin, kaynak, kaplama gibi her aşamada devletin tayin ettiği otoritenin müfettişi gelerek kontrol ediyordu. Müfettiş gerekirse düzeltmeler istiyor gerekirse de onay verip bir sonraki aşamaya geçmesini söylüyordu.
Bu insanların bir işletme kurmasına da gerek yoktu. Ziyarete gittiğim festivalde de insanlar dünyanın dört bir yanından yaptıkları uçakları göstermeye gelmişlerdi. Hava aracının başına gittiğinizde keyifle uçağını nasıl, nerede hangi şartlarda yaptığını anlatıyordu. Sonra da kafalarınız uyuşursa, adamın da iyi anına denk gelirseniz, gel bir tur atalım diyordu.
Meydan eski bir askeri meydandı. Ordu kullanımını bıraktığı zaman sivillere devretmiş… Genelde sakinleri deneysel havacılar…

Evinden çıkıp uçağına binmek, taksi yaparak yolda ilerlemek… Türkiye için böyle bir durum hayal mi gerçekten?
NEDEN… NEDEN… NEDEN…
Hemen ev sahibimize aklımdaki soruları sordum:
1- Neden ortada kule göremiyorum?
2- Bu trafiği kim kontrol ediyor?
Bana çok ilginç gelen cevaplar verdi. Burada ayrılmış hava sahaları var diyerek bir harita açtı. Stockholm’de bulunan iki havalimanının sahalarına girmeden aralardan genel havacılığa tahsis edilmiş birkaç tane koridordan geçerek bölgeden uzaklaşarak istedikleri noktalara gidiyorlardı. Kimse onlara karışmıyordu.
Meydanda ise kuleye gerek görmemişlerdi. Telsizden çağrı kodunu söyleyerek piste gireceğini söylüyor. Herkes ona göre ya piste iniş planlamıyor ya da piste giriş yapmıyordu. İnişe gelen uçak olduğu zaman da kimse o inmeden ve pisti terk etmeden piste giriş yapmıyordu.
İşin en güzel yanı ise VFR uçuş için plan doldurmuyorlardı. Uçağına atlıyorsun ve istediğin bölgelere sana ayrılmış hava sahalarından ulaşımını gerçekleştirebiliyorsun. Bu yazdıklarımı okurken birçoğunuzun ağzınız açık okuduğunuzu biliyorum. İşte ben de bütün o zaman içerisinde İsveç’de ağzı açık bir Türk’tüm. Müthiş bir havacılık özverisi ve ruhu vardı. Kimse birbirini askeri kökenli, sivil kökenli, şu pilotu bu pilotu diye yargılamıyor. Herkes karşısındakine müthiş bir saygı gösteriyor. Her türlü konuda yardımcı oluyordu.
BU İŞİN YAPILABİLİRLİLİĞİ HAVA PARKI
Festivalde bir emlak şirketi vardı. Kuzeyde bulunan Siljan Air Park için emlak satışı yapıyorlardı. Airpark dediğimde bir çoğununuz anlamayabilir. Ben de anlamamıştım. Fakat görevliler bana sunumu yaptıklarında ve broşürleri gördüğümde tek kelimeyle hayran kaldım. Şimdi sizlere elimden geldiğince tarif etmeye çalışacağım.
Gözünüzde tek katlı, iki katlı prefabrik evlerin, kütük evlerden oluşan üç dört farklı model evin bulunduğu bir yerleşim yeri canlandırın. Evlerin yanlarında ya da arka taraflarında garaj yerine hangarlar var. Bu hangarlarda uçaklar bulunuyor. Evinizden çıkıp evlerin arasından taksi yaparak yerleşim yerinin kenarında bulunan piste çıkıp uçuş yapıyorsunuz. İşiniz bittiğinde tekrar geriye iniş yapıp evinizin hangarına ya da birkaç evin ortak hangarı olan daha büyük hangarlara uçağınızı park ediyorsunuz. Beton ve çim pist mevcut. Planörler, uçaklar, helikopterler hepsi bir arada… Paraşütçüler atlayış yapıyor. Yerleşim yerinin yakınındaki tepeden de yelken kanat ve yamaç paraşütü pilotları çıkış yapıyorlar. Öyle bir yerleşim yeri, tatil köyü ya da kasaba hayal edin ki, herkesin ortak yönü havacılık… Burada oturmak için pilot olmanıza da gerek yok. Meraklıysanız da mülk edinebiliyorsunuz. Herkes bu yerleşim yerinin tüm masrafına ortak oluyor. Tıpkı bizdeki apartman aidatı mantığını işletiyorlar. Bu Avrupa’da bulunan hava parklarından sadece bir tanesiymiş. Farklı firmaların farklı yerlerde bu şekilde birçok hava parkı bulunuyormuş. Yerleşim yerinin içerisinde bir de yanlış hatırlamıyorsam otel, pansiyon gibi bir şey de vardı.
TÜRKİYE’DE NEDEN OLMUYOR?
Ülkeme döndüğümde bir hayalim vardı. Ülkemde de günün birisinde böyle bir meydan görmek, ayrılmış hava sahaları görme hayalim vardı. Neden bizim de bir hava parkımız yok? Neden hava aracı almak için şirket kurmak zorundayız?
Araba ya da tekne alır gibi neden uçak, helikopter alamıyoruz? Bunları gerçekleştiremedikçe ülkemizde düzgün bir havacılık kültürü oluşturamayacağımızı düşünüyorum.
Tabii ki çuvaldızı kendimize batırmamız da gerekiyor. Geçmişte ben ticari faaliyet yapmayacağım diye hareket edip, yaptığı işlerden para kazanmaya çalışan ya da bir havayolu şirketi kurup batırıp, bir diğerini kurup batırıp büyük paralar hortumladığı söylenen insanlarımız oldu. Olmadı diyemeyiz. Fakat birkaç kişi kötü niyetli davranıyor diye de tüm ülkenin istikbali olan havacılığı da yok etmemeliyiz.
SPORTİF HAVACILIK GELİŞMEZSE…
Havacılığın temelini oluşturan, ticari havacılığın da gelişmesini ve daha güvenli hale gelmesini sağlayan genel havacılığı, sportif havacılığı unutmamalıyız. Ben, M.Kemal Atatürk’ ün dediği yoldan giderek İstikbal’in göklerde olduğuna inanan birisiyim.
Bir hayalim var. Her gün yatağımdan kalktığımda T.H.K İnönü tesislerinde bize sorulan soruyu düşünürüm. “Ey Havacı! Bugün Havacılık İçin Ne Yaptın?” Meraklı bir kişiye nasıl pilot olacağını anlatmak bile bir şey yaptığınız anlamına gelir. Buradan tüm havacılara ve otorite çalışanlarımıza sesleniyorum: Bugün Havacılık İçin Ne Yaptınız?
Soru, görüş ve önerileriniz için, Twitter ve İnstagram‘dan bana ulaşabilirsiniz.
E:posta: info@irfanozanongun.com
Kaynak: http://www.kokpit.aero/index.php?route=article/article&writer=18&article_id=4786

